ABD'nin dış politika koridorlarında, Türkiye ile yaşanan S-400 gerginliğinin sonlandırılmasına yönelik yeni bir strateji şekilleniyor. Donald Trump'ın yeniden başkanlık koltuğuna oturmaya hazırlanmasıyla birlikte, Ankara-Washington ilişkilerinde 'lider diplomasisi' odaklı bir dönemin kapıları aralanıyor. Bu sürecin en somut işareti, Trump'a yakınlığıyla bilinen isimlerin, S-400 düğümünün çözümü için kısa bir takvim öngörmesi oldu. Bu çerçevede, sorunun sadece teknik bir askeri mesele değil, stratejik bir uzlaşıyla aylar içinde çözülebileceği tezi güç kazanıyor.
Sürecin mimarı olarak işaret edilen isim ise, yeni dönemin Dışişleri Bakanı olması beklenen Marco Rubio. Rubio'nun dış politika vizyonu, müttefiklerle olan pürüzleri 'hassas diplomasi' yöntemleriyle gidermek üzerine kurulu. Uzmanlara göre, Rubio'nun yürüteceği bu diplomasi trafiği, Türkiye'nin güvenlik endişelerini gözeten ancak NATO uyumunu da koruyan orta bir yol bulmayı hedefliyor. Bu yeni yaklaşımın, CAATSA yaptırımlarının esnetilmesi veya S-400'lerin kullanım statüsüne dair 'yaratıcı formüller' (depolama veya 'kutu' formülü gibi) üzerinden ilerlemesi bekleniyor.
Ancak bu çözümün en kritik ayağını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki güçlü kişisel ilişki oluşturuyor. Geçmiş dönemde pek çok krizin doğrudan liderler arası telefon trafiğiyle aşılmış olması, S-400 gibi karmaşık bir dosyanın da bürokratik engellere takılmadan sonuçlandırılması umudunu artırıyor. Trump'ın, Türkiye'nin savunma sanayii ihtiyaçlarını ve bölgesel önemini önceliklendiren bir tutum sergilemesi, F-35 programına geri dönüş veya benzeri modernizasyon kitleri konusundaki engellerin de kalkmasını tetikleyebilir.
Öte yandan, çözümün zamanlaması stratejik bir önem taşıyor. 'Birkaç ay içinde' vurgusu, ABD'nin bölgesel güvenlik mimarisini yeniden yapılandırma isteğiyle örtüşüyor. Suriye'deki terörle mücadele, Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki istikrarsızlıklar göz önüne alındığında, Washington'ın Ankara ile olan savunma iş birliğini rayına oturtması elzem görülüyor. S-400 sorununun aşılması durumunda, Türkiye'nin sadece ABD ile değil, genel olarak Batı ittifakı içindeki savunma sanayii entegrasyonunun yeni bir ivme kazanması ve milyarlarca dolarlık ticaret hacminin önünün açılması öngörülüyor.