Orta Doğu'da dengeleri kökten değiştirebilecek nitelikteki 14 maddelik anlaşma metni, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Arap basınında sızdırılan belgelere göre, Washington ve Tahran yönetimleri arasında kalıcı bir saldırmazlık paktı imzalandı. Bu paktın en dikkat çekici detaylarından biri, Lübnan'ın da güvenlik şemsiyesi altına alınarak bölgesel istikrarın korunmasının hedeflenmesi oldu. Taraflar, birbirlerinin içişlerine müdahale etmeme konusunda kesin bir taahhütte bulunurken, uzun süredir bölgeyi geren deniz trafiği sorunlarına da çözüm getirildi.
Anlaşmanın ekonomik boyutu ise oldukça çarpıcı veriler içeriyor. ABD'nin İran'a yönelik uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması ve buna karşılık İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki blokajı sonlandırması, küresel enerji piyasaları için kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, İran'ın yurt dışındaki dondurulmuş tüm varlıklarının serbest bırakılması kararlaştırıldı. Anlaşmanın en çok tartışılan maddelerinden biri ise ABD'nin, İran'ın ekonomik rejenerasyonu ve kalkınması için 300 milyar dolarlık bir fon sağlamayı taahhüt etmesi oldu.
Nükleer silahlanma konusunda da net bir tavır sergileyen Tahran yönetimi, nükleer silah üretmeyeceğine dair uluslararası topluma ve ABD'ye kesin güvence verdi. Uzmanlar, bu anlaşmanın hayata geçmesi durumunda Orta Doğu'daki vekalet savaşlarının sona erebileceğini ve küresel diplomasi trafiğinin yeni bir evreye gireceğini belirtiyor. Henüz her iki ülke tarafından resmi bir doğrulama gelmemiş olsa da, sızdırılan maddeler bölge başkentlerinde yoğun bir diplomatik hareketliliğe yol açtı.