ABD basınında yer alan çarpıcı iddialara göre, Washington ve Tahran arasında imzalanan 14 maddelik mutabakat metni, kamuoyuna yansıtılandan çok daha karmaşık bir yapıya sahip. Analistler, metnin ABD tarafından stratejik bir hamleyle 'muğlak' bir dille yazıldığını ve bu sayede ABD'nin taahhütlerinin belirli şartlara bağlanarak esnetildiğini savunuyor. Uzmanlar, bu belirsizliğin İran yönetimi tarafından kendi kamuoyuna anlaşmayı daha kolay kabul ettirmek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını belirtiyor.
Anlaşmanın perde arkasına dair en dikkat çekici iddia ise uranyum zenginleştirme faaliyetleri üzerine yoğunlaşıyor. İddialara göre, mutabakat metninde açıkça yer almamasına rağmen, İran yönetimi elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ABD denetiminde imha edilmesine onay verdi. Bu durumun, anlaşmanın uluslararası arenada yarattığı tartışmaları daha da derinleştirmesi bekleniyor. Washington'ın bu gizli maddelerle Tahran üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflediği, ancak İran'ın iç siyasi dengeleri gözeterek bu detayları metne dahil etmekten kaçındığı değerlendiriliyor.