Orta Doğu, on yıllardır süregelen diplomatik çabaların ve kronik gerilimin ardından 28 Şubat sabahı geri dönülemez bir askeri eşiğe ulaştı. ABD ve İsrail hava kuvvetlerinin koordineli bir şekilde İran topraklarındaki stratejik hedefleri vurmasıyla başlayan operasyon, bugün itibarıyla 14. gününe girdi. Uzun süredir devam eden diplomasi trafiğinin sonuçsuz kalmasıyla patlak veren bu süreç, tarafların karşılıklı hamleleriyle bölgeyi tam ölçekli bir çatışma alanına çevirmiş durumda.
İran'ın kalbi Tahran, dün gece tarihinin en karanlık ve hareketli saatlerinden birini yaşadı. Şehrin stratejik noktalarından yükselen patlama sesleri ve gökyüzünü aydınlatan uçaksavar ateşleri, harekatın şiddetini bir kez daha gözler önüne serdi. Yerel kaynaklar, saldırıların askeri tesisleri ve enerji altyapısını hedef aldığını bildirirken, İran savunma sistemlerinin yoğun bir mesai harcadığı gözlendi. Buna karşılık İran'ın gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı misillemeleri, İsrail cephesinde de ciddi sonuçlar doğurdu. Yapılan resmi açıklamalara göre, İran'dan fırlatılan mühimmatların isabet etmesi sonucu İsrail genelinde 59 kişi yaralanarak hastanelere sevk edildi.
Çatışmanın coğrafi sınırları, bölgedeki üçüncü taraf aktörlerin müdahalesiyle daha da genişliyor. Irak'ta faaliyet gösteren ve 'İslami Direniş' olarak adlandırılan grup, Washington yönetimini doğrudan hedef alan bir iddiayı kamuoyuyla paylaştı. Grup tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki operasyonlara lojistik destek sağlayan ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir yakıt ikmal uçağının düşürüldüğü duyuruldu. Hava operasyonlarının sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olan yakıt ikmal uçaklarının hedef alınması, ABD'nin bölgedeki askeri stratejisini yeniden gözden geçirmesine neden olabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
İki haftadır aralıksız süren bu karşılıklı saldırı dalgası, küresel enerji piyasalarından uluslararası güvenlik mimarisine kadar pek çok alanı derinden etkiliyor. Habertürk'ün ulaştığı saha bilgilerine göre, çatışmaların sadece hava saldırılarıyla sınırlı kalmayacağı ve bölgesel müttefiklerin de sürece dahil olmasıyla krizin derinleşeceği öngörülüyor. Uluslararası toplumun itidal çağrıları ise sahadaki barut kokusu ve patlama sesleri arasında karşılık bulmakta zorlanıyor. Bölgedeki tüm gelişmeler anlık olarak takip edilmeye devam ediliyor.