ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Küba politikasında yeni ve sert bir dönemin sinyallerini veren çarpıcı açıklamalarda bulundu. Küba halkının on yıllardır süren siyasi ve ekonomik bekleyişine atıfta bulunan Trump, 'Çok yakında, 70 yıldır beklenen gün gelecek. Buna Küba için Yeni Bir Şafak deniyor' ifadelerini kullandı. Trump’ın bu sözleri, Washington yönetiminin ada üzerindeki baskıyı artıracağı ve rejim değişikliği beklentisini koruduğu şeklinde yorumlanırken, bölgedeki jeopolitik dengelerin yeniden şekilleneceğine dair işaretler verdi.
Siyasi söylemlerin ötesinde, arka planda yürütülen gizli diplomasi trafiği ise sürecin çok daha derin bir boyutu olduğunu ortaya koydu. ABD medyasında yer alan raporlara göre, üst düzey bir Amerikan heyeti sessiz sedasız Küba’ya giderek kritik bir temas gerçekleştirdi. Heyetin, Küba Devrimi'nin lideri Fidel Castro’nun kardeşi ve eski devlet başkanı Raul Castro’nun torunuyla bir araya geldiği öğrenildi. Bu görüşme, iki ülke arasındaki resmi kanalların dışında bir 'arka kapı diplomasisi' yürütüldüğünü ve doğrudan Castro ailesinin nüfuz sahibi üyeleriyle temas kurulduğunu kanıtlar nitelikte.
Uzmanlar, Raul Castro’nun torunuyla yapılan bu görüşmenin sıradan bir diplomatik temas olmadığını, aksine Küba’daki yönetim yapısının geleceğine yönelik bir nabız yoklaması olabileceğini belirtiyor. Trump yönetiminin 'Yeni Bir Şafak' olarak nitelendirdiği bu süreç, bir yandan ekonomik yaptırımların sıkılaştırılmasını içerirken, diğer yandan aile içi bağlantılar üzerinden stratejik pazarlıkların yürütüldüğü karmaşık bir güç oyununa dönüşmüş durumda. 1959 devriminden bu yana süregelen gerginlikte, bu son hamlelerin Küba'daki siyasi atmosferi nasıl etkileyeceği dünya kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.