Eğitim kurumlarında son aylarda üst üste yaşanan ve kamuoyunda büyük infial yaratan şiddet olayları, uzmanlar tarafından mercek altına alınıyor. Konuya ilişkin çarpıcı bir analizde bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, okullarda meydana gelen silahlı saldırıların ve fiziksel şiddet eylemlerinin sadece bireysel öfke patlamaları ya da disiplin sorunları olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Çelik, bu vakaların temelinde yatan nedenlerin, toplumun genel yapısındaki bozulmalara ve kolektif bir ruh sağlığı krizine işaret ettiğini belirtti.
Dr. Çelik, okulların toplumun küçük birer simülasyonu olduğunu hatırlatarak, dış dünyadaki şiddet dilinin, adaletsizlik hissinin ve ekonomik-sosyal gerginliklerin doğrudan sınıflara sirayet ettiğini savundu. 'Okullarda patlak veren bu trajik olaylar, aslında toplumsal yapının derinlerinde biriken stresin, empati yoksunluğunun ve çözüm üretilemeyen kronik sorunların yüzeye çıkmış halidir' diyen Çelik, şiddetin bir iletişim yöntemi olarak benimsenmesinin tehlikelerine dikkat çekti. Uzmana göre, gençlerin bu tür eylemlere yönelmesi, sadece kişisel bir sapma değil, aynı zamanda aidiyet bağlarının zayıflaması ve toplumsal değerlerin erozyona uğramasının bir sonucudur.
Analizinde, dijital dünyanın ve kontrolsüz içeriklerin gençler üzerindeki etkisine de değinen Dr. Cengiz Çelik, şiddetin normalleştirilmesinin okul ortamındaki güvenliği tehdit eden en büyük unsurlardan biri olduğunu belirtti. Çelik, silahlı saldırıların bir 'trend' haline gelme riskine karşı uyarılarda bulunurken, çözümün sadece güvenlik önlemlerini artırmakla (X-ray cihazları, güvenlik görevlileri vb.) mümkün olmayacağını; asıl çözümün ailede başlayan, okulda devam eden ve toplumsal düzeyde desteklenen kapsamlı bir psikososyal rehabilitasyon süreci olduğunu vurguladı.
Son olarak, bu tür olayların bir 'toplumsal kriz' olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Çelik, yetkilileri ve eğitimcileri acil eylem planı oluşturmaya çağırdı. Okullardaki rehberlik servislerinin güçlendirilmesi, öğrencilerin duygusal zeka gelişimine odaklanılması ve şiddeti körükleyen toplumsal dinamiklerin ortadan kaldırılması için topyekûn bir mücadelenin şart olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.