Samsun'da yaşayan 37 yaşındaki Rukiye Atıcı, 2014 yılında hayatının en zorlu sınavını verdi. Geçirdiği şiddetli bağırsak kanaması nedeniyle yaklaşık üç yıl boyunca hastane odalarında yaşam mücadelesi veren Atıcı, bu süreçte uzun süre yalnızca damar yoluyla beslenmek zorunda kaldı. Doktorların umudunu kestiği ve ailesinin artık cenaze hazırlıklarına, hatta mezar yeri bakmaya başladığı o karanlık günlerde, Atıcı hayata tutunmak için çocukluk tutkusu olan resim sanatına sarıldı.
Yaşadığı süreci bir 'yeniden doğuş' olarak tanımlayan Rukiye Atıcı, o günleri şu sözlerle anlattı: 'Durumum ağırlaştığında ailem tüm umudun tükendiğini düşünüyordu. Bulunduğumuz yerden mezar bakılmaya başlanmıştı. Benim için o an iki seçenek vardı; ya kendi varoluşumu yeniden yaratıp bir doğum gerçekleştirecektim ya da bir ölüm olacaktı. Ben de var olmayı seçtim ve bunu da sanat yoluyla başardığımı düşünüyorum.'
Sanatın iyileştirici gücünü iliklerine kadar hisseden Atıcı, fırçasını ve boyalarını bir yaşam iksiri gibi kullanarak ölümün eşiğinden döndü. Bugün yaşadığı bu mucizevi iyileşme sürecini sanatla taçlandıran Atıcı, yaşadığı zorlukların kendisini daha güçlü bir birey haline getirdiğini ve sanatın sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir hayatta kalma biçimi olduğunu vurguluyor.