Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, günümüz gençliğinin karşı karşıya kaldığı kimlik karmaşası ve toplumsal riskler üzerine kapsamlı bir analiz sundu. Ergenlik döneminin, bireyin kimlik inşasındaki en kırılgan ve kritik süreç olduğunu hatırlatan Eryılmaz, bu dönemdeki gençlerin dijital dünyanın sunduğu yeni ve çoğu zaman çarpık rol modelleriyle kuşatıldığını belirtti. Eskiden 'kahraman' figürünün dürüstlük, cesaret ve ahlaki değerler üzerinden tanımlandığını ifade eden Eryılmaz, günümüzde bu anlayışın yerini sadece popülariteye dayanan, içi boşaltılmış ve 'absürt' bir yapıya bıraktığını kaydetti.
Dijital araçların kontrolsüz kullanımının aile içi dinamikleri temelinden sarstığına dikkat çeken Prof. Dr. Eryılmaz, 'teknostres' kavramının altını çizdi. Aile bireylerinin fiziksel olarak aynı ortamda bulunmalarına rağmen dijital dünyada birbirlerinden kopuk yaşadıklarını, bu durumun ise ergenlerde derin bir yalnızlık hissi yarattığını belirtti. Zayıflayan aile içi iletişimin, gencin aidiyet duygusunu zedelediğini ve onu dış dünyadaki belirsizliklere karşı savunmasız bıraktığını ifade eden Eryılmaz, bu kopuşun toplumsal ölçekte bir 'güvenlik erozyonuna' yol açtığını vurguladı.
Bu güvenlik erozyonunun ve belirsizlik ortamının en tehlikeli sonucunun artan şiddet eğilimi olduğunu belirten Prof. Dr. Gül Eryılmaz, gençlerin kendilerini güvende hissetmedikleri ve bir değer sistemine tutunamadıkları noktada şiddeti bir çıkış yolu veya kendini ifade etme biçimi olarak gördüklerini aktardı. Toplumda giderek derinleşen bu güvenlik kaybının, sadece bireysel değil, kamusal huzuru da tehdit eden bir boyuta ulaştığı uyarısında bulunan Eryılmaz; aile bağlarının güçlendirilmesi ve dijital dünyanın etik bir çerçeveyle yeniden yorumlanması gerektiğinin altını çizdi.