ABD siyasetinin etkili isimlerinden Vermont Senatörü Bernie Sanders, İsrail’in Filistin topraklarındaki askeri faaliyetlerine yönelik eleştirilerinin dozunu artırdı. Sanders, yaptığı son açıklamada İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki politikalarını sert bir dille eleştirerek, ABD’den Tel Aviv’e giden askeri yardımların artık son bulması gerektiğini ifade etti. Sanders, özellikle işgal altındaki Batı Şeria’da tırmanan yerleşimci şiddeti ve Filistinli sivillere yönelik baskıların kabul edilemez bir boyuta ulaştığına dikkat çekti.
Senatör Sanders, açıklamasında ABD vergi mükelleflerinin parasının uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerde kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Batı Şeria'daki gerilimin sadece bölgeyi değil, küresel barışı da tehdit ettiğini savunan Sanders, Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı politikalarının bölgedeki istikrarsızlığı körüklediğini vurguladı. Sanders’a göre, Washington'ın sağladığı koşulsuz askeri destek, mevcut hükümetin bölgedeki genişlemeci ve sert politikalarını sürdürmesi için bir teşvik unsuru oluşturuyor.
Bu çıkış, ABD Kongresi’nde İsrail’e yönelik milyarlarca dolarlık ek yardım paketlerinin tartışıldığı kritik bir dönemde geldi. Sanders ve beraberindeki bir grup ilerici Demokrat, İsrail’e yapılacak yardımların belirli insan hakları şartlarına bağlanması veya tamamen durdurulması konusunda Biden yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor. Sanders, 'Daha fazla askeri yardım, daha fazla çatışma ve daha fazla sivil ölümü demektir. ABD, bu şiddet sarmalını finanse etmeyi bırakmalı ve iki devletli çözüm için gerçek adımlar atılmasını zorlamalıdır' diyerek pozisyonunu netleştirdi.
Siyasi gözlemciler, Sanders’ın Batı Şeria vurgusunun stratejik bir öneme sahip olduğunu belirtiyor. Gazze'deki çatışmaların gölgesinde kalan Batı Şeria’daki mülksüzleştirme ve şiddet olaylarını gündeme taşıyan Sanders, ABD dış politikasının etik temellerini sorguluyor. Bu çağrı, yaklaşan seçimler öncesinde özellikle genç seçmen kitlesi ve savaş karşıtı gruplar arasında geniş destek bulurken, Cumhuriyetçi kanat ve geleneksel dış politika savunucuları tarafından İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarının göz ardı edildiği gerekçesiyle eleştiriliyor.