Magazin dünyasından günlük yaşama kadar pek çok alanda gözlemlenen 'eski sevgiliye benzer partner seçimi' durumu, artık bilimsel bir zeminde tartışılıyor. İlişkiler psikolojisi uzmanları, bireylerin romantik tercihlerini yaparken aslında rastgele seçimler yapmadığını, aksine bilinçaltında kodlanmış 'bağlanma haritalarını' takip ettiklerini belirtiyor. Bu fenomen, kişinin geçmişte kurduğu duygusal bağların, gelecekteki partner seçimlerinde bir prototip oluşturmasıyla açıklanıyor.
Uzmanlara göre, çocukluk döneminde ebeveynlerle kurulan ilişkiler ve ardından gelen ilk ciddi romantik deneyimler, beynin 'güvenli' veya 'tanıdık' olarak kodladığı bir şablon yaratıyor. Kişi, bilinçli olarak farklı birini aradığını düşünse bile, bilinçaltı tanıdık gelen duygusal dinamikleri yeniden yaşamak üzere benzer karakter özelliklerine sahip bireylere yöneliyor. Bu durum, bazen geçmişteki hatalı ilişkilerin döngüsel bir şekilde tekrarlanmasına, bazen ise kişinin kendini güvende hissettiği o tanıdık duygusal iklimi yeniden inşa etme çabasına işaret ediyor.
Psikologlar, bu 'ikiz partner' arayışının sadece fiziksel benzerliklerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda partnerin tepkileri, iletişim tarzı ve duygusal erişilebilirliği gibi derin karakteristik özelliklerin de bu döngüde belirleyici olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, bu döngüden çıkmak isteyen bireylerin, kendi bağlanma modellerini analiz etmeleri ve geçmiş ilişkilerindeki 'tanıdık' olanın aslında 'sağlıklı' olanla aynı şey olmadığını fark etmeleri gerektiğinin altını çiziyor.