Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan katılımcılarla gerçekleştirdiği Nisan ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Veriler, piyasanın orta ve uzun vadeli ekonomik görünümünde temkinli bir duruş sergilediğini ve maliyet baskılarının devam edeceğine dair beklentilerin güçlendiğini gösteriyor. Özellikle enflasyon rakamlarındaki yukarı yönlü güncelleme, para politikasındaki sıkılaşma adımlarının piyasa üzerindeki yansımalarının yakından takip edildiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak kaydedildi.
Anketin en kritik verilerinden biri olan yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi, bir önceki anket döneminde yüzde 25,38 seviyesindeyken, Nisan ayında yüzde 27,53’e yükseldi. Bu artış, piyasa oyuncularının fiyat istikrarına yönelik risklerin hala canlı olduğunu düşündüğünü kanıtlıyor. Katılımcıların enflasyon tahminlerini yaklaşık 2 puan yukarı çekmesi, enerji maliyetleri, asgari ücretin dolaylı etkileri ve küresel tedarik zincirindeki dalgalanmaların iç piyasaya yansımaya devam edeceği öngörüsüne dayanıyor.
döviz kanadında da benzer bir yukarı yönlü hareketlilik gözlemlendi. Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi, Mart ayındaki 50,96 seviyesinden 51,22 seviyesine revize edildi. Döviz kurundaki bu sınırlı ancak kararlı artış beklentisi, dış ticaret dengesi ve rezerv yönetimi üzerindeki baskıların piyasa tarafından fiyatlanmaya devam ettiğini gösteriyor. Uzmanlar, dövizdeki bu beklenti artışının ithal girdi maliyetleri üzerinden enflasyonu tetikleme potansiyeline dikkat çekiyor.
Ekonomik büyüme tarafında ise piyasanın daha karamsar bir tablo çizdiği görülüyor. Bir önceki dönemlerde daha iyimser olan büyüme tahminleri, Nisan ayı anketinde gerileme kaydetti. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının iç talebi soğutma etkisi ve yatırım iştahındaki azalma, büyüme rakamlarının aşağı yönlü revize edilmesindeki temel etkenler olarak öne çıkıyor. Bu durum, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde 'dezenflasyon' süreci ile 'sürdürülebilir büyüme' arasında hassas bir dengede ilerleyeceğini teyit ediyor.