Küresel piyasalar, jeopolitik gerilimlerin enerji koridorları üzerindeki baskısını hissetmeye devam ediyor. Özellikle Hürmüz Boğazı gibi stratejik noktalarda yaşanan arz sıkıntıları, petrol fiyatlarındaki dalgalanmayı tetiklerken, ülkelerin enerji güvenliklerini sağlama noktasında stratejik bir makas değişimine gittiği gözlemleniyor. Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, mevcut tabloyu değerlendirirken, petrole dayalı enerji sistemlerinin jeopolitik şoklara karşı ne kadar savunmasız olduğunun bir kez daha kanıtlandığını vurguladı. Ergezen’e göre, bu kırılganlık hali, hükümetleri ve yatırımcıları daha güvenli bir liman olarak görülen yenilenebilir enerji projelerine yönlendiriyor.
Yenilenebilir enerjiye olan bu zorunlu ve hızlı geçiş, sadece enerji üretim biçimlerini değil, emtia piyasalarındaki dengeleri de kökten değiştirmeye aday görünüyor. Güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, elektrikli araç bataryalarından akıllı şebeke altyapılarına kadar geniş bir yelpazede kullanılan bakır ve gümüş, bu yeni dönemin en stratejik aktörleri olarak öne çıkıyor. Bakır, yüksek iletkenliği sayesinde enerji iletim hatlarının vazgeçilmezi konumundayken; gümüş, güneş panellerindeki fotovoltaik hücrelerin verimliliği için kritik bir öneme sahip. Uzmanlar, yenilenebilir enerji kapasitesindeki her artışın, bu iki metale olan endüstriyel talebi doğrudan çarpan etkisiyle yükselteceğini ifade ediyor.
Zafer Ergezen, piyasalardaki bu yapısal dönüşümün altını çizerek, 'Savaş ve çatışma ortamları, enerji arz güvenliğini tehdit ettiğinde çözüm yolları daha radikal hale gelir. Petrol tedarikindeki bozulmalar, yenilenebilir enerjiye olan ilgiyi sadece bir çevresel tercih olmaktan çıkarıp ulusal bir güvenlik meselesine dönüştürdü. Bu durum, önümüzdeki dönemde bakır ve gümüş talebinin tahminlerin de ötesinde artmasına neden olacaktır,' şeklinde konuştu. Ergezen’in analizleri, emtia piyasalarında spekülatif hareketlerden ziyade, temel ihtiyaçlara dayalı uzun vadeli bir yükseliş trendinin kapıda olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, fosil yakıt krizleri yeşil enerji dönüşümünü besleyen bir yakıt görevi görüyor. Küresel ekonominin karbonsuzlaşma hedefleriyle birleşen bu jeopolitik zorunluluklar, madencilik sektöründe yeni bir boğa piyasasını tetikleyebilir. Özellikle endüstriyel kullanım alanı geniş olan metallerin, enerji piyasalarındaki yeni statükonun belirleyicisi olacağı ve yatırım portföylerinde daha fazla yer kaplayacağı öngörülüyor.