İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da gerçekleştirdiği son değerlendirmelerde ülkesinin dış politika vizyonuna dair önemli açıklamalarda bulundu. Göreve geldiği günden bu yana 'yapıcı angajman' ve 'onurlu diplomasi' ilkelerini savunan Pezeşkiyan, diyalog kanallarını açık tutmanın İran'ın temel ilkelerinden ödün vermek anlamına gelmediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı, müzakere kavramının çoğu zaman yanlış anlaşıldığını veya çarpıtıldığını belirterek, 'Diyalogdan bahsetmek, düşmana teslim olmak veya kendi değerlerimizden vazgeçmek değildir; aksine ulusal çıkarlarımızı savunmanın en akılcı yoludur' dedi.
Pezeşkiyan’ın bu çıkışı, özellikle nükleer müzakerelerin (JCPOA) geleceği ve Batılı ülkelerle yaşanan yaptırım krizinin gölgesinde büyük bir önem taşıyor. İran içindeki muhafazakar kanadın Batı ile her türlü teması 'teslimiyet' olarak nitelendiren eleştirilerine doğrudan yanıt veren Pezeşkiyan, diplomasinin bir savaş alanı kadar çetin olduğunu ve bu alanda kazanılacak zaferlerin halkın ekonomik refahı için hayati önem taşıdığını vurguladı. Cumhurbaşkanı, İran'ın egemenlik haklarını koruyarak, yaptırımların kaldırılması ve ekonomik dar boğazın aşılması adına diplomatik manevra alanını genişletmekte kararlı olduklarının altını çizdi.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Pezeşkiyan’ın bu sözlerini İran’ın nükleer programı ve bölgesel politikaları konusunda 'kontrollü bir esneklik' sinyali olarak yorumluyor. Pezeşkiyan, İran’ın savunma kapasitesinden ve bölgesel stratejik derinliğinden vazgeçmeden, küresel sistemle entegre olma ve ekonomik izolasyonu kırma hedefini önceliyor. Bu açıklama, İran'ın hem 'direniş' politikasını sürdürüp hem de diplomasi masasında güçlü bir aktör olarak kalma isteğini teyit ederken, Washington ve Brüksel gibi başkentlere de diyalog için kapının aralık olduğu mesajını gönderiyor.