İsrail Başbakanlık Ofisi'nden sızan ve diplomatik kaynaklarca doğrulanan bilgilere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu, Orta Doğu'da tansiyonun zirve yaptığı bir dönemde Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gizli bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'ın bölgedeki askeri varlığına ve nükleer tesislerine yönelik potansiyel tehdit senaryolarının tartışıldığı bir süreçte gerçekleşen bu ziyaret, bölgedeki yeni ittifakların derinliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Netanyahu'nun, BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldiği görüşmede, özellikle savunma sanayii ve istihbarat paylaşımı konularının öncelikli gündem maddesi olduğu belirtiliyor.
Ziyaretin zamanlaması, bölgedeki askeri hareketliliğin en üst düzeye ulaştığı bir döneme denk gelmesi açısından büyük önem taşıyor. İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik gerçekleştirdiği hava operasyonları ve karşılıklı misilleme tehditleri sürerken, Netanyahu'nun Abu Dabi'ye gitmesi, İbrahim Anlaşmaları ile başlayan normalleşme sürecinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda askeri bir güvenlik mimarisine dönüştüğünün işareti olarak yorumlanıyor. Görüşmede, İran'ın bölgedeki vekil güçleri üzerinden yürüttüğü faaliyetlere karşı ortak bir duruş sergilenmesi ve olası bir bölgesel savaş riskine karşı hava savunma sistemlerinin koordinasyonu gibi kritik dosyaların masaya yatırıldığı ifade ediliyor.
Diplomatik kulislerde, bu gizli temasın sadece bir nezaket ziyareti olmadığı, aksine bölgedeki Arap başkentleri ile Tel Aviv arasındaki 'güvenlik koridorunu' tahkim etme amacı taşıdığı konuşuluyor. İsrail'in, İran ile yaşanan gerilimde Arap müttefiklerinin lojistik ve istihbari desteğini sağlama alma çabası, Netanyahu'nun bu riskli seyahatinin temel motivasyonu olarak değerlendiriliyor. BAE tarafının ise, bölgesel istikrarın korunması adına gerilimi düşürücü bir rol oynamaya çalışırken, aynı zamanda İsrail ile olan stratejik ortaklığını koruma dengesini gözettiği vurgulanıyor.
Bu gizli görüşmenin kamuoyuna yansıyan detayları, Orta Doğu'da 'İran karşıtı blok' olarak adlandırılan yapının, kriz anlarında ne kadar hızlı mobilize olabildiğini gösteriyor. Uzmanlar, Netanyahu ve Al Nahyan arasındaki bu temasın, önümüzdeki günlerde bölgedeki askeri ve diplomatik satranç tahtasında yeni hamlelerin habercisi olabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle ABD'nin bölgedeki varlığını yeniden şekillendirdiği bir dönemde, İsrail ve BAE arasındaki bu 'kapalı kapı' diplomasisi, Orta Doğu'nun gelecekteki güvenlik haritasını belirleyecek ana unsurlardan biri olarak görülüyor.