Türkiye'deki kamu sermayeli bankalarda şeffaflık ve etik bankacılık ilkeleri doğrultusunda kritik bir karara imza atıldı. Ziraat Bankası, VakıfBank ve Halkbank gibi kamu bankalarının yönetim kurulu üyelerinin yakınlarına yönelik uygulanan kredi kullanım sınırlamaları yeniden düzenlendi. Daha önce birinci derece yakınları ve belirli ticari ortaklıkları kapsayan yasak ve sınırlamalar, yapılan son değişiklikle birlikte ikinci dereceye kadar olan tüm akrabaları kapsayacak şekilde genişletildi. Bu adım, kamu kaynaklarının yönetiminde çıkar çatışmalarını engellemek ve kurumsal yönetim ilkelerini güçlendirmek amacıyla atıldı.
Düzenlemenin detaylarına göre, 'yakınlık' tanımının genişletilmesiyle birlikte artık yönetim kurulu üyelerinin sadece eş ve çocukları değil; kardeşleri, anne-babaları, torunları ve büyükanne-büyükbabaları da kredi sınırlamasına tabi olacak. Bankacılık Kanunu’nun 50. maddesi çerçevesinde şekillenen bu karar, banka kaynaklarının yönetim kademesindeki kişilerin ailevi bağları üzerinden haksız bir şekilde kullandırılmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, söz konusu akrabaların doğrudan veya dolaylı olarak ortağı olduğu şirketlerin kredi talepleri de çok daha sıkı denetim ve kısıtlamalara tabi tutulacak.
Ekonomi yönetimi ve BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) standartlarıyla uyumlu olan bu hamle, kamu bankalarına olan güveni artırmayı amaçlayan bir 'etik bariyer' olarak nitelendiriliyor. Uzmanlar, ikinci derece akrabaların da kapsama dahil edilmesinin, özellikle yerel ve bölgesel düzeyde nüfuz kullanımını minimize edeceğini belirtiyor. Bankaların iç denetim birimleri, bu yeni düzenleme doğrultusunda kredi onay sistemlerini güncelleyerek, başvuru sahiplerinin yönetim kurulu üyeleriyle olan akrabalık bağlarını dijital olarak sorgulayacak bir altyapıyı devreye alacak.
Söz konusu karar, kamu bankalarının kredi politikalarında liyakat ve objektif kriterlerin ön planda tutulması stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kamu bankaları, bu sınırlama ile birlikte hem uluslararası bankacılık normlarına tam uyum sağlamayı hem de kamuoyunda oluşabilecek 'ayrıcalıklı kredi' algısını tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyor. Düzenlemenin ihlali durumunda, ilgili banka yöneticileri ve kredi tahsis süreçlerinde imzası bulunan yetkililer hakkında ağır idari ve hukuki yaptırımların uygulanacağı vurgulanıyor.