Modern tıp dünyasında kalp ameliyatları, hayati riskleri ortadan kaldıran mucizevi dokunuşlar olarak görülse de, operasyon sonrası süreçte hastaların yaşadığı değişimler sadece fiziksel iyileşmeyle sınırlı kalmıyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, kalp ameliyatlarının insan ruhu ve kişiliği üzerinde bıraktığı derin izlere dair önemli açıklamalarda bulundu. Köksal, hayati bir organ olan kalbe yapılan müdahalenin, bireyin dünya algısını ve karakter özelliklerini geçici veya kalıcı olarak etkileyebildiğini ifade etti.
Ameliyat sonrası dönemde hastaların en sık dile getirdiği şikayetlerden birinin 'kendine yabancılaşma' olduğunu belirten Prof. Dr. Köksal, bu durumun sadece hastayı değil, çevresindekileri de şaşırttığını vurguladı. Köksal, 'Hastalar, ameliyat sonrası kendilerini tanımadıklarını ifade ederken, yakınları da bu ani kişilik değişiklikleri karşısında büyük bir şaşkınlık yaşayabiliyor. Daha önce sakin olan bir bireyin agresifleşmesi ya da tam tersi durumların yaşanması, operasyonun ruhsal boyuttaki yansımalarıdır' dedi. Bu tür değişimlerin, büyük bir cerrahi travmanın ve yaşamla ölüm arasındaki o ince çizginin geçilmesinin doğal bir sonucu olduğu kaydedildi.
Kişilik değişimlerinin ve ruhsal dalgalanmaların bir 'anomali' değil, iyileşme sürecinin bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Cengiz Köksal, bu sürecin sağlıklı yönetilmesi için psikolojik desteğin önemine vurgu yaptı. Uzmanlar, kalp ameliyatı geçiren bireylerin sadece cerrahlar tarafından değil, gerekirse psikolog veya psikiyatristler tarafından da takip edilmesinin, hastanın sosyal hayata adaptasyonunu hızlandıracağını belirtiyor. Aile bireylerine de bu süreçte büyük görev düştüğünü hatırlatan Köksal, sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşımın iyileşme hızını artıracağını ifade etti.