Borsa İstanbul tarihinde eşine rastlanmamış bir skandal ve teknik çelişki iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Bölgesel savaş riskleri ve piyasa istikrarını koruma amacıyla yaklaşık iki aydır yürürlükte olan açığa satış, virman ve ödünç piyasası yasaklarına rağmen, Kontrolmatik (KONTR) pay piyasasında 'temerrüt alışı' yapıldığı açıklandı. Normal şartlarda ancak açığa satış yapan bir yatırımcının sattığı hisseyi yerine koyamaması durumunda devreye giren bu mekanizmanın, satışın yasak olduğu bir dönemde nasıl tetiklendiği piyasa uzmanları ve yatırımcılar arasında büyük bir merak konusu oldu.
Söz konusu işlemin detayları ise dudak uçuklatan cinsten. Resmi verilere göre, Kontrolmatik hisselerinde gerçekleştirilen temerrüt alımına konu olan hisse adedi 48 milyon 336 bin 790 olarak kayıtlara geçti. Bu devasa operasyonun toplam tutarı ise 536 milyon lira gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Piyasada işlem yasağı varken bu büyüklükte bir 'yerine koyma' işleminin gerçekleşmesi, borsa terminolojisinde 'açıklanması zor bir paradoks' olarak nitelendiriliyor. Yatırımcılar, mevzuat gereği kapalı olması gereken bir kapının nasıl aralandığı konusunda Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul yönetiminden acil bir izahat bekliyor.
Bu gizemli işlemin piyasa yansıması ise yatırımcılar için tam bir yıkıma dönüştü. İşlem öncesinde 15.87 lira seviyelerinde seyreden Kontrolmatik hisseleri, açıklanan temerrüt alımı ve beraberinde getirdiği belirsizlik dalgasıyla birlikte 9.48 liraya kadar sert bir düşüş yaşadı. Portföylerinde ciddi erime meydana gelen binlerce yatırımcı, bu işlemin hisse fiyatı üzerinde manipülatif bir baskı oluşturduğunu ve haksız yere mağdur edildiklerini savunuyor. Sosyal medyada ve borsa forumlarında birleşen mağdurlar, şeffaflık çağrısında bulunarak 'olmayan bir satışın temerrüdü nasıl olur?' sorusunu yöneltiyor.
Olayın hukuki ve teknik boyutu incelendiğinde, borsa tarihinde bir 'ilk' olarak nitelendirilen bu durumun, piyasa güvenilirliğini zedelediği ifade ediliyor. Uzmanlar, eğer bir sistem hatası veya kural ihlali varsa bunun ivedilikle tespit edilmesi gerektiğini vurguluyor. 536 milyon liralık bu işlemin arkasındaki aracı kurumların ve yatırımcıların kimlikleri ile işlemin hangi yasal dayanakla onaylandığı konusu, önümüzdeki günlerde ekonomi yönetiminin en sıcak başlığı olmaya aday görünüyor.