Londra'nın gastronomi dünyasında bir döneme damga vuran ve 'dirty burger' akımının öncülerinden biri olarak kabul edilen MEATliquor, ciddi bir finansal darboğazla karşı karşıya kaldı. Yianni Papoutsis ve Scott Collins tarafından kurulan ve ilk etapta sadece bir kamyonette hizmet veren bu başarı hikayesi, şimdilerde şubelerin birer birer kapanması ve şirketin yönetim sürecine (administration) devredilmesiyle gündemde. İngiltere genelinde yayılan yüksek enflasyon, artan enerji maliyetleri ve personel giderleri, markanın yıllar süren büyüme stratejisini durma noktasına getirdi.
2009 yılında bir seyyar yemek kamyonu olan 'MEATwagon' ile temelleri atılan marka, kısa sürede sadık bir kitle edinmiş ve 2011'de Marylebone'da açtığı ilk kalıcı restoranıyla Londra'nın burger haritasını kökten değiştirmişti. Kendine has 'yeraltı' atmosferi, yüksek sesli müzikleri ve salaş tarzıyla dikkat çeken zincir, hızla büyüyerek İngiltere genelinde onlarca noktaya ulaşmıştı. Ancak pandemi sonrası değişen tüketici alışkanlıkları ve tırmanan hammadde maliyetleri, bu agresif büyümenin sürdürülebilirliğini ciddi şekilde tehdit etmeye başladı.
Sektör analizlerine göre, MEATliquor'ın yaşadığı bu kriz sadece bireysel bir yönetim sorunu değil, aynı zamanda İngiltere genelindeki hizmet ve restoran sektörünü vuran sistemik bir krizin yansıması olarak görülüyor. Enerji fiyatlarındaki fahiş artışlar ve tedarik zincirindeki aksaklıklar, kâr marjlarını neredeyse sıfıra indirdi. 'Maliyet kıskacı' olarak adlandırılan bu süreçte, markanın operasyonel yükünü taşıyamayan birçok prestijli lokasyondaki şubesi kapatıldı. Şirketin mevcut borç yükünü hafifletmek adına varlık satışı ve yeniden yapılandırma seçeneklerini değerlendirdiği belirtiliyor.
Şu anki hukuki süreçte, markanın bazı şubelerinin yeni yatırımcılar tarafından devralınması ihtimali üzerinde duruluyor. Ancak markanın o eski ikonik statüsünü koruyup koruyamayacağı büyük bir merak konusu. MEATliquor'ın durumu, sokak lezzetlerinden doğup küresel bir marka vizyonuna sahip olan girişimlerin, makroekonomik dalgalanmalar karşısında ne kadar savunmasız kalabileceğini bir kez daha kanıtlıyor. Restoran sektöründeki bu yaprak dökümünün, diğer orta ölçekli zincirleri de etkilemesinden endişe ediliyor.