Doğanın canlanmaya başladığı mevsim geçişleri, alerjik hassasiyeti olan vatandaşlar için zorlu günlerin habercisi oldu. Hava sıcaklıklarının değişmesiyle birlikte atmosferdeki polen yoğunluğunun artması, alerjik rinit ve benzeri rahatsızlıkları olan kişilerde şikayetlerin had safhaya ulaşmasına neden oluyor. Uzmanlar, özellikle bu dönemde dışarıdaki hava kalitesinin ve bitki örtüsünden yayılan partiküllerin, hassas bünyelerde bağışıklık sistemini tetikleyerek şiddetli reaksiyonlara yol açtığını belirtiyor.
Alerjik reaksiyonların klinik tablosu oldukça geniş bir yelpazede seyrediyor. Hastalar tarafından en sık bildirilen şikayetler arasında ardı ardına gelen hapşırma nöbetleri, günlük yaşamı zorlaştıran burun tıkanıklığı ve buna eşlik eden geniz akıntısı yer alıyor. Bunun yanı sıra, alt solunum yollarını etkileyen inatçı öksürük ve nefes darlığı gibi semptomlar, özellikle astım geçmişi olan bireyler için risk teşkil ediyor. Gözlerde meydana gelen sulanma, kaşıntı ve kızarıklık ise bu dönemin en karakteristik belirtileri olarak kaydediliyor.
Konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, mevsimsel geçişlerin alerji hastaları üzerindeki etkisine dikkat çekti. Özlü, kıştan yaza ve bahardan yaza geçiş süreçlerinde farklı bitki türlerine ait polenlerin havaya karıştığını ve bu durumun alerjik yakınmaları hızla tetiklediğini ifade etti. Her geçiş döneminin kendine has bir polen profili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özlü, alerjik bünyeye sahip kişilerin bu dönemlerde semptom yönetimi konusunda daha dikkatli olmaları ve gerektiğinde uzman desteği almaları gerektiğinin altını çizdi.