Irak siyaseti, genel seçimlerin ardından başlayan ve bir türlü aşılamayan hükümet kurma kriziyle tarihinin en hassas dönemlerinden birini yaşıyor. Bağdat’taki siyasi tıkanıklık, meclis içindeki grupların uzlaşmaz tavırları nedeniyle derinleşirken, bölgedeki aktörlerin sürece müdahil olması tansiyonu yükseltiyor. Bu kapsamda, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Bağdat’a gerçekleştirdiği sürpriz ve yoğun ziyaret trafiği, krizin yerel sınırları aşarak bölgesel bir jeopolitik satranç hamlesine dönüştüğünü kanıtlar nitelikte. Kaani’nin, özellikle Şii siyasi bloklar arasındaki parçalanmışlığı gidermek ve Tahran’ın Bağdat üzerindeki nüfuzunu korumak adına yürüttüğü bu diplomasi trafiği, Irak’ın geleceği açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Habertürk TV Güvenlik Politikaları Koordinatörü Çetiner Çetin’in sahadan aktardığı bilgilere göre, Kaani’nin temasları sadece nezaket ziyaretlerinden ibaret değil; aksine hükümetin mimarisini şekillendirmeye yönelik stratejik müdahaleler içeriyor. Bağdat’taki hükümet krizi, görünürde bakanlıkların paylaşımı ve başbakanlık makamı üzerine kurulu olsa da, arka planda İran’ın bölgedeki 'direniş ekseni' stratejisi ile Irak’ın egemenlik arayışı arasındaki çatışmayı barındırıyor. Kaani’nin koordinasyon çerçevesindeki gruplarla yaptığı kapalı kapı toplantıları, Irak iç siyasetindeki dengelerin Tahran’ın bölgesel çıkarlarıyla ne denli iç içe geçtiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu durum, Irak’ın kendi iç dinamikleriyle çözüm üretme kabiliyetinin dış müdahalelerle ne derece kısıtlandığını da tartışmaya açıyor.
Bölgesel güvenlik uzmanları, Kaani’nin bu hamlesini, ABD’nin bölgedeki varlığı ve Körfez ülkelerinin Irak siyasetindeki artan ilgisine karşı bir 'dengeleme çabası' olarak yorumluyor. Irak’ta kurulacak yeni hükümetin niteliği, sadece ülkenin ekonomik istikrarını değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki güç dengelerini de doğrudan etkileyecek potansiyele sahip. Çetiner Çetin’in raporladığı bu yoğun trafik, Bağdat’taki krizin çözülmemesi halinde istikrarsızlığın bölge geneline yayılma riskini taşıdığını gösteriyor. Sonuç olarak, Irak’taki hükümet kurma süreci artık sadece Iraklıların değil, başta İran olmak üzere bölgesel güçlerin doğrudan müdahil olduğu, çok katmanlı bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda.